Mühürlü Rotalar-Unutulmaz Anılar
- Emre SAYIN
- 1 gün önce
- 1 dakikada okunur
Adriyatik'in Kayıp Gümüşü ve Perast’ın Sessizliği
Aras, hayatta her şeyi kontrol altında tutmaya çalışan bir iş insanıydı. Karadağ’a giderken zihninde sadece Kotor'un ünlü kalesi ve Budva’nın hareketli plajları vardı. Ancak Bridge Tours’un "Adriyatik Mührü" turunda rehberi ona, "Bugün rotanın dışına, zamanın durduğu yere gidiyoruz," dediğinde hikaye değişti.
Grup, sabahın en erken saatlerinde Perast’a vardığında, deniz henüz bir ayna kadar durgundu. Karşıdaki küçücük ada, "Our Lady of the Rocks" (Kayaların Leydisi), sanki suyun üzerinde yüzmüyordu da bir rüyanın ortasına asılmış gibiydi.
Rehber, turun "mühürlü" kısmını başlattı: "Bu ada, yüzyıllar boyunca balıkçıların her dönüşte denize bir taş atmasıyla oluştu. Yani burası sabrın ve eve dönüş umudunun mavisidir." Aras ve diğerleri, küçük teknelerle adaya geçerken rehber onlara boş birer taş verdi. "Sizin de buraya bırakmak istediğiniz, artık taşımaktan yorulduğunuz bir yükünüz var mı?" diye sordu.
Aras, yıllardır kalbinde taşıdığı o iş yetiştirme telaşını, kontrol etme saplantısını düşünerek taşı sıkıca kavradı. Adaya vardıklarında, kilisenin arkasındaki o kadim duvarın yanına taşı bıraktı. O an, denizin kokusu ve taşın soğukluğu birleşti; Aras, hayatında ilk kez "hiçbir şey yapmamasına rağmen her şeyin yolunda olduğu" o tuhaf huzuru hissetti.
Öğle yemeği için dağların tepesinde, sadece yerel halkın bildiği bir zeytinliğe çıktılar. Masada sadece o sabah sağılmış peynirler, elle toplanmış zeytinler ve Karadağ’ın meşhur siyah şarabı vardı. Garson değil, evin sahibi servis yapıyordu.
Turun sonunda Aras’a, o bölgenin meşhur el yapımı dantellerinden bir parça ve bir mühür uzatıldı. Dantel, tıpkı Karadağ'ın yolları gibi karmaşık ama bütüne bakıldığında kusursuzdu. Aras, Karadağ’dan sadece bir pasaport damgasıyla değil, "yüklerini Adriyatik'e bırakmış bir adam" olarak döndü.


Yorumlar