Mühürlü Rotalar - Unutulmaz Anılar
- Emre SAYIN
- 1 gün önce
- 1 dakikada okunur
Zeytinin Fısıltısı ve Kayıp Zamanın Peşinde
Selim, İstanbul’un bitmek bilmeyen gürültüsünden ve ajandasındaki kırmızı işaretli toplantılardan kaçmak istediğinde, karşısına Bridge Tours’un web sitesindeki o cümle çıktı: "Ruhunuzun bedeninize yetişmesini bekleyin."
"Mühürlü Rotalar" sekmesine tıkladığında, sıradan bir tatil köyü görseli yerine, sisli bir zeytinliğin içinden geçen eski bir patika fotoğrafı gördü. Altında sadece şu yazıyordu: "Ege’nin Kadim Hafızası: Sessizlik ve İzler."
Bir hafta sonra kendisini Kuşadası’nın biraz uzağında, telefonların çekmediği, sadece rüzgarın ve ağustos böceklerinin sesinin duyulduğu o tepede buldu. Tur, klasik bir otobüs yolculuğu değildi; yanındaki altı kişilik küçük grup, yanlarında uzman bir arkeolog ve bir "hikaye anlatıcısı" ile yürüyordu.
Günün birinde, rehberleri onları binlerce yıllık bir zeytin ağacının önüne getirdi. Ağacın gövdesi, zamanın ağırlığıyla burulmuş, adeta dev bir mühür gibi toprağa saplanmıştı. Rehber, "Bu ağaç," dedi, "Homeros buradan geçerken de buradaydı. Şimdi gözlerinizi kapatın ve onun tanık olduğu rüzgarı dinleyin."
Turun son günü, her katılımcıya üzerine küçük bir mühür basılmış eski bir kağıt verildi. Kağıtta sadece o rotanın koordinatları ve altına düşülmüş bir not vardı: "Burada bıraktığın yorgunluk, yeni rotanın başlangıcıdır."
Selim İstanbul’a döndüğünde, masasının üzerindeki o mühürlü kağıda her baktığında, zeytin ağaçlarının fısıltısını ve o derin sessizliği duyabiliyordu. Artık sadece bir turist değil, bir hikayenin parçasıydı.


Yorumlar