Mühürlü Rotalar -Sri Lanka
- Emre SAYIN
- 1 gün önce
- 1 dakikada okunur
Seylan Yıldızı ve Baharatlı Yağmurlar
Deniz, İstanbul’un kaosundan o kadar yorulmuştu ki, Sri Lanka uçağından indiğinde yüzüne çarpan o sıcak ve tarçın kokulu hava ona başka bir gezegene gelmiş hissi verdi. Bridge Tours’un Sri Lanka rotası bir "tur" değil, adeta bir "duyu uyandırma seansıyla" başladı.
Grubun ilk durağı, adanın kalbindeki Sigiriya (Aslan Kayası) oldu. Rehberleri, kalabalık turist gruplarının aksine onları gün doğumundan hemen önce, sislerin henüz dağılmadığı bir saatte kaleye çıkardı. Zirveye ulaştıklarında, güneş orman denizinin üzerinden yükselirken rehber cebinden küçük bir mühürlü kutu çıkardı. İçinde yerel bir zanaatkarın hazırladığı küçük bir safir taşı (Sri Lanka'nın simgesi) ve bir not vardı: "Zirveye çıkmak sadece fiziksel bir eylemdir, asıl olan yukarıdan dünyaya nasıl baktığındır."
Ertesi gün, Kandy’den Ella’ya giden o meşhur mavi tren yolculuğundaydılar. Tren, uçsuz bucaksız çay tarlalarının arasından geçerken vagonun kapısında oturan Deniz, içeriye giren çay kokusunun ve serin yağmur damlalarının tadını çıkarıyordu. O sırada Bridge Tours ekibi, trende gruba sürpriz bir "çay seremonisi" düzenledi. Ama bu sadece çay içmek değildi; o yaprağı toplayan kadınların hikayelerini, o toprağın binlerce yıllık hafızasını dinlediler.
Turun en unutulmaz anı ise bir Ayurveda kampında yaşandı. Deniz, bir öğleden sonra devasa bir ağacın altında, tropikal kuş sesleri eşliğinde yapılan meditasyondan sonra şunu fark etti: Sri Lanka ona "yavaşlamayı" öğretmişti. Bridge Tours’un "Mühürlü Rotalar" felsefesi burada da devreye girmiş; Deniz'e sadece tapınakları gezdirmemiş, bir tapınağın sessizliğinde kendi iç sesini duymasını sağlamıştı.
Dönüş uçağında Deniz’in elinde, Sri Lanka’nın o meşhur el yapımı kağıtlarına basılmış bir mühür vardı. Üzerinde yerel dilde (Sinhala) "Sizi Bekleyen Bir Ada Var" yazıyordu. Deniz biliyordu ki, o adayı artık kalbinde taşıyordu.


Yorumlar