Güzelçamlı ve Paylaşılan Hayatlar ...
- Emre SAYIN
- 1 gün önce
- 1 dakikada okunur
Milli Park’ın Kıyısında Bir Pazar Sofrası
Güzelçamlı’da güneş, Dilek Yarımadası’nın devasa çam ağaçlarının arkasından batmaya hazırlanırken, kasabanın o kendine has sessizliği başlardı. Bridge Tours’un ofisinin hemen yan sokağındaki taş evde yaşayan Hollandalı Jan ve eşi İngiliz Margaret, yirmi yıl önce buraya "bir yaz tatili" için gelmiş, ancak Milli Park’ın havasına ve Güzelçamlı halkının içtenliğine kapılıp bir daha dönememişlerdi.
O akşam, Bridge Tours’un "Mühürlü Rotalar" ekibi, bölgedeki yerleşik yabancılarla yerel halkı bir araya getiren geleneksel "Komşu Sofrası" etkinliğini düzenliyordu.
Masada Jan’ın kendi bahçesinde yetiştirdiği Hollanda usulü marine edilmiş sebzeler ile Güzelçamlılı Hatice Teyze’nin odun ateşinde pişirdiği keşkek yan yana duruyordu. Margaret, elinde bir demlik Earl Grey çayıyla masaya yanaşırken, karşı komşusu emekli öğretmen Ali Bey’e takıldı: "Ali, bu akşam çayı ben demledim ama içine biraz da senin bahçenin nanesinden kattım, tam bir Güzelçamlı karışımı oldu!"
Bridge Tours rehberlerinden biri, masadakilere o günkü turun hikayesini anlatırken Jan araya girdi: "Biliyor musunuz?" dedi Türkçe ve İngilizce karışık bir aksanla. "Ben Amsterdam’ın o meşhur kanallarında büyüdüm. Ama gerçek akışı, Güzelçamlı’da Zeus Mağarası’nın o buz gibi suyuna girdiğim gün anladım. Orada milliyetin bir önemi kalmıyor, sadece doğanın bir parçası olduğunuzu hissediyorsunuz."
Gecenin ilerleyen saatlerinde, Margaret çantasından eski, deri kaplı bir defter çıkardı. Bu, Bridge Tours’un yerleşik yabancılar için oluşturduğu "Anı Mührü" defteriydi. Oraya o günün hatırasına şu notu düştü: "Londra’nın sisi ruhumu yormuştu, Güzelçamlı’nın imbat rüzgarı beni iyileştirdi. Burada sadece komşu değil, bir ailenin parçasıyız. Bridge Tours bize sadece bir bilet değil, bir yuva sundu."
Sofranın sonunda, Jan ve Ali Bey birlikte Milli Park’a doğru kısa bir yürüyüşe çıktılar. Biri Hollandalı, diğeri Türk; dilleri farklıydı ama ikisi de aynı denizin kokusunu içlerine çekiyor, aynı yıldızların altında yürüyorlardı.


Yorumlar